Helsinki’de 1 Hafta

Haziran ortasında, SAP’nin Finlandiya’lı bir şirket olan Wicom’u satın alarak kendi ürünü olan SAP BCM (Business Communication Manager)’in teknik eğitimini almak üzere Helsinki’ye gitmiştim.

Toplam nüfusu 5 milyon (İstanbul’daki 1 gecedeki insan değişimi) , başkent Helsinki’deki nüfusu 1,5 milyon (Metronun günlük kapasitesi sanırım) olan bu ülkede yaşamanın rahatlığı insanı gıpta ettiriyor.

İşin asıl enteresan tarafı ise günde 20  saat güneş ışığı alıyor olması idi. Helsinki’nin güneyde olmasından dolayı 4 saat karanlık görmesi mümkün iken, kuzey bölgesinin 24 saat günlük güneşlik olduğu söylenir.

Geleneksel olarak da en uzun gün olan 20 Haziran gibi bir günde gece saat 2 de barbekü partisi verilirmiş.

Bu güzel, nezih ülkede, gece saat 11’e kadar gezip, otele aydınlık bir havada dönebiliyorsunuz. Kendimi güvende hissettiğim Kıbrıs dışında bildiğim tek yer şu anda Helsinki (New York, Boston, Munih, Kazablanka dahil.)

Bu ülkede bulunduğum sürede, sosyal hayatın her alanına girip gözlemlemeye çalıştım. Bu izlenimlerimi de sizinle paylaşmak istiyorum.

[nggallery id=9]

Belediye Otobüsleri

  • Otobüslerde Cep telefonu kullanılabiliyor.
  • Uzun mesafede bilet fiyatı Fiyatı 4€.
  • Helsinki kart ile günlük iki günlük ve uç günlük ücretsiz kullanım almak mümkün.
  • Otobüsler gayet temiz (Nüfus az olunca ve medeni olunca insanlar böyle oluyormuş)
  • Koltuklar dosemeli ve rahat.
  • Duraklarda beklerken, otobüsün durması urdurmak için el sallıyorsun. Aynen Türkiye’deki gibi.
  • Bayan sürücüler  de var.
  • Sabah ve akşam saatlerinde yoğun olduğunda, eğer ayakta kalıyorsanız, bilet parası ödemiyorsunuz. Bu da güzel bir uygulama. Ben “Madem senin oturmanı sağlayamıyorum, o zaman paranı da almam” diye yorumluyorum.
  • Duraktan kalkan otobüs, kapısını kapattıktan sonra durak meydanından ayrılmamış olsabile kapıyı açmıyor. Bir sonraki otobüsü beklemeniz gerekiyor.
  • Otobüsler, şehir merkezinde alışveriş merkezinin içerisinden yolcu alıp indiriyor. Otobüslere açılan kapı, otobüs yanaşınca açılıyor, kalkınca kapanıyor. Böylece kimse soğukta beklemek zorunda kalmıyor.
  • Otobüs durakları 2 tarafı camlı şekilde yapılmış, böylece soğuk ve kardan korunma sağlanmış sanırım.

[nggallery id=1]

Taksiler

  • Çok pahalı.
  • Çok temiz.
  • Kredi kartı geçerli
  • Navigasyon var
  • Fişi otomatik çıkarıyor
  • Birçok taksi hibrid (hybrid) teknolojisini kullanıyor ve sokaklarda şarj istasyonları var.

Siteler

  • Etrafları çitlerle çevrili değil ve güvenlik yok.
  • Genelde her sitede anaokulu ve mmarket var.

[nggallery id=2]

Trafik

  • Otobüs yoluna kimse girmiyor.
  • Korna sesini hiç duymadım.
  • Dönüş lambaları dönüşün öncesinde değil, karşıda ortada dürüyor, böylece daha rahat görüş sağlanmış.

[nggallery id=3]

Kilise

  • Temiz
  • Modern herkes kendinden gecmis orf resitali dinliyor
  • Herkes saygıdan aralarda çıkıyor
  • Zangoc yaşlı ve Nejat uygurun az gülümseyenine benziyor

[nggallery id=4]

Stockmann

  • 4-5 kat marka ürünlerle döküp tasan bir mekan. Bizdeki Boyner’i daha çok andırıyor, zira mağazaların başlangıç ve bitişleri belli değil.

[nggallery id=5]

Sumenlinna Kalesi

Sumenlinna, Finlandiya’nın en önemli tarihi askeri yapılarından biridir.Helsinki yakınında yer alan ada üzerinde kurulu kale, 18. yüzyılda İsveçliler tarafından yapılmış. 1991 yılında UNESCO tarafından “Dünya Mirası” listesine alınan kaleye teknelerle gidiyoruz. Kale çevresinde 850 kadar kişinin yaşadığı bu ada oldukça ilginizi çekecek.

[nggallery id=6]

Marketplace

  • Türklerin de satış yaptıgı bir yer

[nggallery id=7]

Santa fe

  • Herkes guleryuzlu
  • Sokak arasında iç ice cafelerin olduğu bir yerde. Başlangıç ve sonu belli değil, ortada masalar car kapan Oturuyor.
  • Sırın bir bari var.
  • Canlı müzik var
  • İlk canlı Jazz’ı burada dinledim.

[nggallery id=8]

Sinemalar

  • Patlamış mısırlar sarı renkte, yağlı ve tuzlu
  • Salonlar ferah
  • Koltuklar rahat
  • İngilizce ve Fince altyazili filmler
  • Film 9,5€ (a-takımı )
  • Patlamış Mısır + su= 5,4€
  • Filmlerde ara yok, blok yapıyorlar.

Haziran ortasında, SAP’nin Finlandiya’lı bir şirket olan Wicom’u satın alarak kendi ürünü olan SAP BCM (Business Communication Manager)’in teknik eğitimini almak üzere Helsinki’ye gitmiştim. Toplam nüfusu 5 milyon (İstanbul’daki 1 gecedeki insan değişimi) , başkent Helsinki’deki nüfusu 1,5 milyon (Metronun günlük kapasitesi sanırım) olan bu ülkede yaşamanın rahatlığı insanı gıpta ettiriyor. İşin asıl enteresan tarafı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.