Akabi Hikayesi, Vartan Paşa (1851)

Türk Edebiyatı okumalarıma, ilk Türkçe Roman diye bilinen Taaşuk-u Talat ve Fitnat ile başlayacak iken, yaptığım araştırmalarda, Türkçe olarak yazılan ilk romanın Akabi Hikyayesi (Hikayesi) olduğunu öğrenip, bu romanı çeviren tek yayınevi olan Eren Yayınlarından kitabı edindim.

Roman, aslen Ermeni asıllı olan Vartan Paşa tarafından, İstanbul’da yaşayan Ermeni milleti için yazılmıştır. O zamanki Osmanlıca harfler Ermeniler için anlaşılması zor olduğu için, Ermeni alfabesi ile ama sokakta konuşulan Türkçe ile kaleme alınmıştır.

Eren Yayınları da, bu romanı, Ermeni alfabesinden Türk alfabesine çevirerek (bazı Ermeni harflerinin Türkçe karşılığı olmadığı için, onları değişik şekilde ifade edip kitabın ilk bölümünde bunlarla ilgili geniş bilgi vermektedir), günümüzde kullanılan Türkçe’ye çevirmek yerine aynen, sadece alfabeyi değiştirerek yayınlamıştır.

İlk başta beni zorlayacağını düşündüğüm bu durumun, kullanılan dilin, bizim Erdemli Yörük konuşmasına yakınlığını görünce sorun olmayacağını farkettim. Bu durum, kullandığımız ve birçokları için ne garip dil denilen Yörük ağzının, İstanbul’un Zengin Ermenileri tarafından kullanılan dil ile aynı olduğunu görmek de şaşırttı tabii.

Özet olarak, ikisi de zengin olan, biri İstanbul Ortodoks Ermenilerinden olan Akabi ile diğeri Katolik Ermeni olan Hagop Ağa arasındaki aşkın oluşması, gelişmesi ve sonlanması sürecini, o günün Ermeni ev ve sosyal yaşamı ve alışkanlıklarını da anlatan bir hüzünlü aşk hikayesidir.

Dikkati çeken, günümüzde de  ilişkilerin bir söz, bir bakış bir tavır ile alabileceği hallerin, 10 misli daha kuvvetli olarak o zamanlarda da olduğudur.

Kişilerin, özellikle tezkire denilen mektup yolu ile birbirlerine gönderdikleri mesajların ölüm pahasına anlamı olduğu ve çok itibar edildiği gerçekten enteresandır.

Kahramanların, düştükleri duygusal tramvaların ölüme  kadar varan sonuçları da İntibah ile bu romanı birleştirince dikkatimi çeken diğer bir noktadır.

Ayrıca, o zamanın Ermenileri, yeni moda olan bayanların yarı açık olarak sokakta gezmelerini, toplumun yozlaşması olarak görmeleri de, bu tür konulardaki yozlaşmaya bakışın müslüman/ermeni ayrımı olmaksızın toplumsal bir duygu olduğunu sanıyorum.

İş hayatında çok kullandığımız bazı kelimelerin özünü de bu romanda yakaladım.

Angaje

Raks başlanmazdan evvel, bir erkek bir karıye gendusi ile birlikde oynayacağını vad itdirmesine fransız lisanınde angaje derler.

Türk Edebiyatı okumalarıma, ilk Türkçe Roman diye bilinen Taaşuk-u Talat ve Fitnat ile başlayacak iken, yaptığım araştırmalarda, Türkçe olarak yazılan ilk romanın Akabi Hikyayesi (Hikayesi) olduğunu öğrenip, bu romanı çeviren tek yayınevi olan Eren Yayınlarından kitabı edindim. Roman, aslen Ermeni asıllı olan Vartan Paşa tarafından, İstanbul’da yaşayan Ermeni milleti için yazılmıştır. O zamanki Osmanlıca harfler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.